..Nerde Kalmıştık?

Temmuzun son demlerinin yaşandığı bu günlerde, her nekadar temmuza değil de ağustosa yakışan bir sıcakla kavrulsak da uzun zamandır yazmamış olmanın utancı ve ağırlığı altında klavyemde tıkırdamaya başladım..

Hukuk adına, hayat adına yazılabilecek çok şeyler oldu son dönemde.. Hepsi de iç karartıcı konular öyle ki; değil yazın bu sıcak günlerine ancak Norveç denilen ülkenin puslu soğuğuna yakışır cinsten..Eski bir Türk destanının destansılıktan çıkıp 3. sınıf bir yazarın hikayesine dönüşmesini mi istersiniz? Ya da işlerine geldiğinde yargıyı bağımsız işlerine gelmediğinde ise bağımlı ilan eden apolitik politikacıları mı? Hepsinden bolca mevcut canım memleketimde. Denizde kum bizde dert yada bizde dert denizde kum belki de..

Kondom isimli şarkıcıkları dinleyip, başbakanın oğlunun gemiciğine takılmadıktan sonra bizden iyisi de yok aslında. Hele bir de particikleri kapatıp, Ergenekon yurdundan fırlamış Türkcükleri içeri atıyorsak (destana yollama vardır 301. madde ile ilgimiz yoktur) deymeyin keyfimize. Dedik ya, yada demeye çalıştık ya..İlginçtir güzel ülkemiz..

Bizler yerli malı haftası ile büyümüş son nesil olarak tüketecek yerli malı bulamazken, atalarımızın “kafirun” dedikleri tüketmek için bolca Bankacık buldular kendilerine. Amip gibiler mübarek, bir de bölünerek çoğalsalar tam olacak..Finans piyasası demişken enflasyon canavarı Canavarcık olarak yaşamını idame ettirmekteymiş. Enflasyounu 3 rakamlı hallerini bilen bizler için hala korkutucu bir durum söz konusu değil belki, tek korkumuz yerli dizi enflasyonu..O da son demlerinde gerçi, yakında onu da AB standartlarına uydurur -Standart demişken bir AB standartları enstitüsü şart mı ne?Saatleri Ayarlama Enstitüsü kıvamında bir bürokrasi olmazsa kurtarmaz zira bizi- hint dizilerini yerli dizi diye yuttururuz vesselam. Tıpkı Çin mallarını Türk diye giydirdiğimiz gibi.

Tek bir satırını bile paylaşmayacağınız bir yazı belki bu, veya yazıcık; yazımsı. Her ne denirse densin yazanın kafasının karışmışlık derecesini göstermesi açısından gerekli..

Not: Beni arayanlar evimde TRT 1 kanalını siyah beyaz izlemeye çalışıp eski ve kaliteli programları bulamadığı için hüzünlenmiş vaziyette elindeki “Panço” cipsi yiyen, yoldan geçen pamuk helvacıdan pamuk helva alan, hala mahalle arasında taştan kale kurup top oynayan, kavanoz dibi cam ve kemik çerçeve ikilisini garipsemeyen çocukları  dikkate almadan geçmesinler. Aralarında ben de oynuyor olabilirim..

- Ya teyze top balkona kaçtı atar mısın?

- Sizi gidi eşek sıpaları sizi kaç kere dedim burda top oynamayın diye….kesicem topunuzu….

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

1 Yorum

selin...November 23rd, 2008 6:21 pm

ağzına sağlık demek geldi içimden…;)

Yorum Yapın

Mesajınız